Optik Başkan ölür mü lan?

Cayır cayır yakan bir temmuz sıcağının gerdanlardan aşağı süzdüğü yer damlarının tuzlu kekremsi tadında gelip buldu ayrılık.
Oysa daha gelişini kutlayamamış, seni canımıza sarıp sarmalayamamıştık. Anladık ki acesi varmış sayılan şafakların ve seni
bizden daha sabırsızca beklemiş ecel. Sen gittin kurtuldun da bu yalan dünyadan, ardında bir yığın acıkmış kardeşini bıraktın Beşiktaş'a müptezel




Bu alem üzerinde neyi gözümüzden sakındıysak çöp battı. Sen en kıymetlimizdin. Bu yüzdendir ki en çok senin gidişin kanattı.
İnsafsız bir haber bülteni tonunda duyduk gidişinin sesini. Artık en zor olanı, sana dair cümlelerde -di'li geçmiş zaman ekini kabullenebilmekti.
Nitekim ilk darbede sıktılar kurşunu yüreğimize. "Optik Başkan gitti, aramızdan ayrıldı." Saçmalamayın lan, Optik Başkan ölür mi hiç?



Dört seneyi seni arayarak geçirdik derviş misali. Açlığın üzerine kasti faullerle yükleniyordu yokluğun.
Artık hiçbir şey eskisi gibi değildi. Söylesene başkan, biz bu ayrılığı hakettik mi? Oysa biz sadece Beşiktaş'a sevdalı çocuklardık.
Mevzuda geri vitese takmamış, bildiğinden geri adım atmamış, Beşiktaş söz konusu ise yan gelip yatmamış ve de hayata dair hiçbir yanlış yapmamıştık.



Şimdi gittiğimiz herhangi bir deplasman şehrinde kaşıkladığımız herhangi bir çorba soğuk geliyor, ısıtmıyor içimizi.
Ekmek yavan, doyurmuyor. Çayın demi, kazanın tadı, semtin coşkusu yok sensizlikten beri.
Üstelik sen bizimleyken karıştığımız kalabalığın içinde hepimiz birer yalnızız şimdi. Sanki sen varken etrafta bir ordu vardı başkan.
Şimdi sen gittin, herkes tüydü yavaştan. Göğün en siyah en beyaz köşesinden kartal bakışı kestiğinde yeryüzünü;
başını iki elinin arasına alıp kaldırıma çömelmiş birini görürsen bu kalleş temmuz gününde bil ki selam var sana sevgilin Beşiktaş'tan.



Fakat umutsuzluk yakışmaz Beşiktaşlıya. Sen yanından yer zulala yine de bizlere. Nasılsa Beşiktaşlıyız, illa ki bir yerden patlak verecek SİYAH.
O zaman koşacağız yanına hesabı yine sana yıkarcasına. Bugün yüreğimiz kırıntısından güller derleyebildik sadece. Ama bugün olmadıysa da bir gün.
Bizzat geleceğiz o güllerle birlikte. Kaşlarını çatma da kanatmasın dikeni. O kadar da uzak değiliz.
Sensizliğin siyahı bizi sana getiren mesafeyi günden güne eritirken, sayılı gün çabuk geçer türküleriyle geliyoruz sana.
Biliyoruz kavuşmaya az kaldı ama, canımız erken gittiğin için yanıyor sana.

Bilseydik tek başına yollar mıydık hiç seni o son deplasmana?